Avrupa’da jet yakıtı krizinin etkileri derinleşirken, ABD alternatif bir tedarikçi olarak dikkat çekiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin kısıtlanması, jet yakıtı fiyatlarında keskin artışlara neden oldu. Bu durum, küresel havacılık endüstrisinde maliyet baskılarını artırarak Avrupa başta olmak üzere ithalatçı ülkeleri zorluyor.
Hakan Kaplan’ın 9 Nisan 2026 tarihli analizine göre, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlamasıyla İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri kısıtlaması, jet yakıtı arzında belirgin bir daralmaya yol açtı. S&P Global Platts’ın verilerine göre, Avrupa’daki jet yakıtı fiyatları, savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 100 artarak rekor seviyelere ulaştı. Küresel ortalama jet yakıtı fiyatı ise geçen hafta varil başına 209 dolara çıkarak yüzde 7,1 oranında bir artış gösterdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da ABD ile İran arasında bir ateşkes sağlandığını duyurduktan sonra petrol fiyatlarındaki yüzde 10’un üzerindeki düşüş, jet yakıtı maliyetlerine yönelik baskının hafifleyeceği umudunu artırdı. Ancak, rafineri kaynaklı arz sorunları ve lojistik kısıtlamalar, fiyatlardaki normalleşmenin sınırlı kalabileceğini düşündürüyor. Güncel verilere göre, Asya’da jet yakıtı fiyatları varil başına 181,6 dolar, küresel ortalamada ise 196,2 dolar seviyelerinde seyrediyor.
Körfez bölgesi, Avrupa’nın jet yakıtı ithalatının yaklaşık yüzde 50’sini karşılayan stratejik bir tedarik merkezi olarak ön plana çıkıyor. Bu arzın büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden sağlanıyor. Bölgedeki aksaklıklar ve maliyet artışları, havayolu şirketlerinin giderlerini artırırken, bazı Avrupa ülkelerinde operasyonel kısıtlamalar ve yaz sezonu uçuşlarına yönelik risk uyarıları gündeme gelmeye başladı. Bu gelişmeler, Avrupa ülkelerini Orta Doğu kaynaklı arz risklerine karşı alternatif tedarik arayışına yönlendirerek, jet yakıtında net ihracatçı olan ABD’ye yönelimi artırıyor.
Kpler verilerine göre, ABD’nin petrol ürünleri ihracatı mart ayında bir önceki aya göre yüzde 20’nin üzerinde artarak günlük yaklaşık 3,11 milyon varile yükseldi ve 2017 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. S&P Global verilerine göre, ABD’nin Avrupa’nın jet yakıtı arzındaki payı 2025’te yaklaşık yüzde 3 seviyesinde kalırken, Birleşik Krallık, ABD’den yapılan sevkiyatların en büyük alıcısı oldu. Trump, 31 Mart’ta yaptığı bir açıklamada, tedarik sıkıntısı çeken ülkelere ABD’den jet yakıtı satın almalarını önererek, ABD’nin alternatif tedarikçi olarak öne çıkabileceğinin altını çizmişti.
İsviçre merkezli veri sağlayıcı Sparta’nın Emtia Birimi Başkanı James Noel-Beswick, yaptığı açıklamada, ABD’nin Orta Doğu kaynaklı risklerin artırdığı jet yakıtı fiyatları karşısında Avrupa’ya göre avantaj sağladığını belirtti. Noel-Beswick, ABD’nin en büyük net rafine ürün üreticilerinden biri olması nedeniyle, Amerikan hava yolu şirketlerinin ithalat kaynaklı fiyat baskısından daha az etkilendiğini ve bu durumun onları arz kesintilerine karşı daha dayanıklı hale getirdiğini ifade etti. Ayrıca, ABD’li enerji şirketlerinin bu durumu fırsata çevirerek Avrupa’ya yüksek fiyatlarla satış yapma olanağı bulabileceğini de sözlerine ekledi.