Ekosistem yardımınızı bekliyor

Doğa, canlı ve cansız etmenlerle kendini var eder. Tüm türler, belirli koşullar sağlandığında “güneş, sıcaklık, besin, su gibi” yaşamlarını sürdürürler. İşte bu yaşam döngüsü karşımıza “ekosistem” kavramını çıkarır. En yalın haliyle ekosistemi tanımlamak gerekirse belirli bir ortamda birbirleriyle uyum içerinde yaşayan canlı türleri ve cansız çevrenin karşılıklı ilişkileriyle oluşan ekolojik düzendir.

Ekosistemler zayıfladıkça temel ekolojik süreçler zayıflamaya ve süreklilik kesintiye uğramaya başlar. Daha somut bir örnekle açıklayacak olursak, ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alan yok olmaktadır. Yok olanlar sadece ağaçlar ve ormanı evi olarak bilen bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve ayrıştırıcılar değil. Ormanlar küresel ısınma ile mücadelede büyük bir işlevi olan karbon yutaklarıdır.

Ormanlık alanlar yok oldukça atmosfer daha çok ısınır, buzullar daha hızlı erir, deniz ve okyanus akıntıları değişir, aşırı iklim olaylarının sayısı artar, biyoçeşitlilik azalır ve sonuç olarak yalnızca ormansızlaşmanın olduğu bölgede değil küresel ölçekte bir etki-tepki süreci oluşur.

Ne yazık ki ekosistemler sanayi dönemi sonrasında artan bir ivmeyle hasar aldı ve almaya da devam ediyor. İklim değişikliğinin etkilerinin ölçeğinde farkında olmak için olan biteni bir nebze de olsa anlamak gerek. Ancak hemen karamsarlığa kapılmayalım. Henüz geç değil. Hâlâ kritik eşiği aşmamak için acilen yapılması gerekenler uygulanabilir. Böylelikle hasarlı ekosistemleri tekrar sağlığına kavuşturmak da mümkün olacak.

YOK OLMA TEHLİKESİ VAR

Ekosistem restorasyonu, ekosistemlerin bozulma sürecinin – doğanın ve insanların yararı için ekolojik işlevselliğini yeniden kazanmasıyla – tersine çevrilmesidir. Ekosistem restorasyonu iklim değişikliğine karşı bir mücadele yöntemi olmanın yanı sıra sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmekten insan ve çevre sağlığına kadar birçok konuda doğal bir anahtardır. Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetlerine İlişkin Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu’nun verilerine göre dünyanın kara yüzeyinin yüzde 75’i, sulak alanların ise yüzde 85’i insan kaynaklı değişimden dolayı stres altında. Okyanus ve denizlerin yüzde 66’sı kirlilik ve endüstriyel balıkçılıktan olumsuz etkileniyor. Aynı zamanda dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin sekizde biri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

SADECE 7 YILIMIZ KALDI

Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve 2030 yılına kadar sürecek olan “Ekosistem Restorasyonu On Yılı” içerisindeyiz. Bu dönemde konu hakkında bilgi sahibi olmak yakın çevremizden başlayarak iş yaşamımızda farkındalık yaratmak ve kurumsal olarak da toplum bilincini artıracak projelerin parçası olmak hem gezegenimize hem kendimize verebileceğimiz en özel hediyelerden biri.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir