İsteklerinizin Evren Tarafından Kabul Görüp Gerçekleşmesi İçin Bu 3 Davranışa Dikkat Edin!

Bir şeyi çok istersek mi olur, yoksa umursamazlığın ardına saklanıp istemiyormuş gibi yaparsak mı? Cevap veriyoruz, ikisi de istediğiniz şeyi size getirmez. Peki, isteklerinize nasıl ulaşabilirsiniz? En sağlıklı yol hangisi? Ulaşamazsak ne olur? Tüm bu soruların cevabı içeriğimizde.

Sonuca odaklıysanız…

Bağlandığınızı hissettiğiniz her şey hayatınızda bir tür ıstırap yaratacaktır çünkü bağlılık tüm ıstırabın köküdür. Sonuçlara, durumlara, eski inanç sistemlerine, insanlara ve yerlere olan aşırı bağlılık acıya yol açar. İstediğiniz şeyi elde etmenin en zor taraflarından biri, niyetinizi belirledikten sonra onu serbest bırakıp akışa güvenmektir. Bırakmayı reddettiğinizde ve sonucu kontrol etmeye çalıştığınızda, kendinizi tezahür ettirebileceklerinizle sınırlarsınız. Akışına bırakmayı öğrenene kadar  tezahürünüze müdahale eden ve tezahürünüzü uzaklaştıran direnç yaratırsınız. Bu direnci serbest bırakabilmek için, kendinize nasıl sorusunu sormayı bırakmalısınız. ‘Bırakırsam nasıl olacak?’,  ‘Bu nasıl olacak?’ gibi sonuca odaklanan soruları sormayı bırakmalısınız.

İsteğiniz var ama inancınız yoksa…

Gerçek şu ki, siz tüm tezahür sürecinin sadece küçük bir parçasısınız. Bu, kendinize düşeni yapıp ve beklemeniz gerektiği anlamına gelir. Sürecin en önemli kısmı, arzunuzu evrene nasıl göndereceğinizi bilmek ve ardından kontrolü teslim etmektir. Birçoğumuz bir şeyi tezahür ettirdiğimizi düşünürüz ama derinlerde bir yerde onu elde edeceğimize inanmıyoruz. Ancak teslim olup serbest bıraktığınızda Tanrı’ya, ‘Tanrım, sana güveniyorum,’ demiş oluyorsunuz. Evrene, “Evren, benim için çalışmana izin vereceğim” demiş oluyorsunuz. Serbest bırakmaya ve teslim olmaya, Tanrı’nın çalışmasına izin vermeye istekli olmalısınız. Ve en önemlisi, eğer inancınız varsa istediğinizi alacağınıza inanmalı ve istemeye devam etmelisiniz.

İnancınızı kaybediyorsanız,

Farkındalık, her zaman anahtarını olacaktır. Sonuçlara nerede ve nasıl bağlı olduğunuzun farkına varmalısınız. İstediğin şeyi alacağınıza inanmıyorsanız bile bu konuda kendinize karşı dürüst olmalısınız. Yani inanç seviyenizi öğrenmelisiniz. İnsanlar olarak süreci bilmek istemekle beraber bize yön verilmesini ve  tüm yolu görmek istiyoruz. Bu normaldir ancak istediğinizi elde etme sürecinin bir parçası da, istediğinizi alacağınıza inanmaktır.

Güvenmelisiniz. Henüz görmeseniz de gidebileceğiniz bir yol olduğunu bilin. Yürüdükçe yolun ortaya çıkacağına güvenmelisiniz. Siz ilerledikçe yol size açılacak ancak çoğumuz birkaç adımdan sonra çok çabuk pes ediyoruz.

İnancınızı kaybettiğinizde, gözünüzde canlandırdığınız gerçeklikten kopup sonra tekrar imkansız gibi görünen bir yerde kendinizi bulursunuz.  İlk adımı attığınızda bir sonraki adımın ortaya çıkacağına güvenmelisiniz. Bağlantıda kalabilir ve yine de nasıl sonuçlanacağını bilmiyor olabilirsiniz. Bunun nasıl mümkün olduğunu anlamadığınız zamanlarda bile inancınız olabilir. İnanç, hayatınızda mucizeler yaratan şeydir.

Bazen bir şeyin nasıl olabileceğine dair kafanızda bir tahmin olabilir ancak Tanrı daha büyük bir şey planlamış olabilir. Evren, hayal bile edemeyeceğiniz şekillerde çalışır. Sonuca olan bağlılığınızı serbest bırakabilir ve istediğinizi alacağınıza inanabilirseniz, işler beklediğinizden daha iyi sonuçlanabilir.

Bunların hiçbiri kolay değil ama olayların nasıl olacağını bilme ihtiyacınızdan vazgeçmeyi öğrenmeli ve sadece olmasını beklemelisiniz. Bir sonuca olan bağlılığınızı bir kez bıraktığınızda, bu artık onunla ilgilenmediğiniz anlamına gelmez. Bu, sürekli olarak düşünmediğiniz, zorlamadığınız veya kendi başınıza elde etmek için çabalamadığınız zamanlarda bile tezahür edeceğine inandığınız anlamına gelir. İnancınız olduğunda, yolda olduğunu bildiğiniz için ona sahip olamamaktan korkmazsınız ve ne olursa olsun iyi olacağınızı hissedersiniz. İşte bu, mucizelerin meydana geldiği durumdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir