Enflasyon Mücadele Programı Eleştiriliyor: Hem İşverenler Hem Çalışanlar Memnun Değil

0
enflasyonla-mucadele-programindan-patron-da-emekci-de-memnun-degil-revizyon-kurtarmaz-q6aYxpXQ

Türkiye’de enflasyonla mücadele programına yönelik eleştiriler giderek artıyor. Üretim maliyetlerindeki yükseliş, finansmana erişim sorunları ve ücretlerin alım gücündeki hızlı düşüş, iş dünyası ve emek kesimini ortak bir eleştiri zemininde bir araya getiriyor. Sanayiciler, “Üretim zayıflıyor” derken, sendikalar “yük emekçinin sırtında” diyor. Her iki kesim için de ortak talep net: Revizyon yerine programın köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor.

Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman, orta vadeli program (OVP) ve bütçe sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, programın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde hazırlandığını hatırlattı. Mevcut sistemin toplumun farklı kesimlerinin gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmadığını dile getiren Konukman, “Açıklanan enflasyon sepeti, bireylerin günlük yaşamında karşılaştığı gerçekleri yansıtmıyor” diye konuştu. Memurların ve memur emeklilerinin enflasyon farkı almasının, diğer emeklilerin sadece gerçekleşen enflasyona tabi tutulması nedeniyle adaletsizlik yarattığını belirtti. Konukman, farklı gelir grupları için ayrı enflasyon hesaplamaları yapılması gerektiğini ifade ederek, “Yoksul kesimlerin enflasyonu her zaman daha yüksektir. Çünkü harcama kalemlerinde gıda harcamaları ağırlıklıdır. Enflasyon sepeti değişmeden sorunlar çözülemez” dedi.

Türk-İş Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, mevcut ekonomi programının emekçiler için ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Programın derhal revize edilmesi gerektiğini dile getiren Çakmak, özellikle vergi sistemine dikkat çekti. “Vergide adalet sağlanmalı. Yükün büyük bir kısmı işçilerin üzerinde. Bu sürdürülemez bir durum” şeklinde konuştu. Asgari ücretin mevcut haliyle yetersiz kaldığını belirten Çakmak, ücretlerin enflasyona paralel olarak güncellenmesi gerektiğini ifade etti. Enerji ve tarım maliyetlerindeki artışın üretimi olumsuz etkilediğine dikkat çeken Çakmak, “Mazot, gübre ve enerji maliyetleri düşürülmeden gıda enflasyonunu kontrol altına almak mümkün değil. Çiftçilere destek verilmezse gelecekte daha büyük sorunlar yaşanabilir” uyarısında bulundu.

DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin ise mevcut programın emekçiler için sürdürülemez olduğunu söyledi. Programın yükünün doğrudan dar gelirli kesimlere yüklendiğini belirten Gümüştekin, “Enflasyonla mücadele adı altında yapılan şey, ücretlerin baskılanmasıdır” dedi. Sorunun sadece revizyonla çözülemeyeceğini vurgulayan Gümüştekin, emeği merkeze alan yeni bir ekonomik modele ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Asgari ücretin yılda bir kez artırılmasının yetersiz olduğunu da ekleyen Gümüştekin, “Bugün çalışanlar geçim sıkıntısı çekiyor. Bu durum sürdürülebilir değil” ifadesini kullandı.

Ekonomistler ise programın yalnızca para politikasına dayanmasının yetersiz olduğunu, ayrıca gelirler politikası, maliye politikası ve hukuk reformu ile desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Sanayiciler, yüksek faiz oranlarının krediye erişimi zorlaştırdığını ve iç talepteki zayıflamanın siparişleri sınırladığını belirtiyor. Küçük işletmelerin bu duruma dayanacak hali kalmadığını vurguluyor. İhracatçılar, kur baskısı nedeniyle rekabet güçlerinin azaldığını ifade ediyor. Üçlü sıkışmanın, finansman, talep ve kur üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor. Emekliler ve çalışanlar ise programın yükünün halkın sırtında olduğunu, fiyatların gerilemediğini ve geçinmekte zorlandıklarını dile getiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir